Dr. Aidin Salih’in Sohbetlerinden 01

Dr. Aidin Salih’in 2006 yılında yaptığı bir sohbette tutulan notları sizlerle paylaşıyoruz.

Kardeşlerim, ben Özbekiztan’dan geldim. Orada bir Albay vardı, ihtilal yaptı, idama mahkum edildi. Ertesi gün idam edilecek, o eşine boğazının ağrıdığını söylüyor. Eşi de ona, ertesi gün idam edilecek adama karbonatla gargara yap diyor.

Sizler bana o hastalık nasıl geçer bu nasıl geçer diye soruyorsunuz. Ben sizlere başka bir şey anlatmak istiyorum. Yediklerinizi içtiklerinizi değiştirmezseniz, ilaçları kullanmayı bırakmazsanız yakın zamanda sizde kendi kendinizi idama mahkum edeceksiniz.

Nano, gen teknoloji ve şeytani yöntemler ile yeni ilaçlar yapılıyor…

Devamı için aşağıdaki dosyayı indiriniz:

[dm]1[/dm]

Kardeşlerim, ben Özbekiztan’dan geldim. Orada bir Albay vardı, ihtilal yaptı, idama mahkum edildi. Ertesi gün idam edilecek, o eşine boğazının ağrıdığını söylüyor. Eşi de ona, ertesi gün idam edilecek adama karbonatla gargara yap diyor.

Sizler bana o hastalık nasıl geçer bu nasıl geçer diye soruyorsunuz. Ben sizlere başka bir şey anlatmak istiyorum. Yediklerinizi içtiklerinizi değiştirmezseniz, ilaçları kullanmayı bırakmazsanız yakın zamanda sizde kendi kendinizi idama mahkum edeceksiniz.

Nano, gen teknoloji ve şeytani yöntemler ile yeni ilaçlar yapılıyor. Bu ilaçlar kanseri iyileştirecek, menapozu düzeltecek denilecek, hepiniz bu ilaçlara koşacaksınız. Ve bu ilaçlar hepimizi insanlıktan çıkaracak. O küçücük ilaçlar birer varlıktır. Sizler bu varlıkların vücudunuza yerleşmesine izin veriyorsunuz. Bu küçücük ilaçlar (nano parçacıklar) ile bütün insanları yönetilmek üzere merkezi bir bilgisayara veya beyne bağlayacaklar.

Çin’de yeni küçücük nano parçacıklar, ilaçlar üretildi. Bütün bu ilaçlar nano teknoloji ile üretilip insanlığı Deccal’in yönetimine hazırlıyor. Herkes kendini Deccal’den korumalı.

(Dinleyicilerden birisi menapoz hakkında sorar) Kadınlar hiç hissetmeden menapoza girmeli, bir sorun varsa hemen oruç tutulmalı, hacamat yaptırmalı.

Her kadın, her erkek, her çocuk oruç tutmalı mutlaka! Yaşlılar 1 günden gençler hemen 3 günlük ile başlamalı. Yetişkinlerden imanı tam, namazı devamlı kılanlar hacamatı öğrenmeli. Çünkü insanlar çok fazla.

Televizyonu izlemeyin, evlerden kaldırın. Bütün televizyon dizileri insanları programlıyor. Bilgisayara oyunları ile çocuklar Deccal’e kurban ediliyor.

(Eczacı bir hanım sinüzit hakkında soruyor) Sinüzit hiç bir şey değil. Oruçlarla hemen geçer. (Eczacı hanım, sinüzit ilaçlarını yan etkilerinden dolayı kullanmadığını söylüyor. Aydın hanım: Peki kendin almıyorsun, insanlara niye satıyorsun diyor. Hanım mesleğinin bu olduğunu söylüyor. Aydın hanım kızıyor, “O meslek seni haram götürüyor” diyor.)

Allah 18 bin alemi ve varlıkları yarattı. Her varlığa devamlı ve mecburi zikir verdi. Sadece insana seçme hakkı verdi. Sadece insan mecburi zikir etmiyor. İnsana da seçme hakkına sahipsin ama sorarım dedi. Eski ilaçlar insanı zikirden alıkoyardı. Kur’an-ı Kerim’de nice namaz kılanlar vardır, onları namazları boşadır der. Bütün modern ilaçlar haramdır. Çünkü şeytani ürünlerdir, ben bundan kesinlikle eminim.


Amerika’da, İngiltere’de hayvanlar klonlanıyor ve bu hayvanların etleri Türkiye’ye geliyor. Sizler bu ürünleri yiyorsunuz, haberiniz yok. Bütün pastane ürünleri, yağlı ürünler hepsi şeytani, haram ürünlerdir. Haram yiyen namaz kılabiliyor mu, normal düşünebiliyor mu? Fakirullah Hazretleri (Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz.’nin hocası) kendi yetiştirip yiyordu. Onun zamanında böyle bir şeye gerek yoktu. Onun böyle yapması bizlere örnek olmak istemesindendir.


Öyle bir zamandayız ki sadece kendi elinizle ilaç yapacaksınız. Çünkü aktarın sattığı şeyin nerden geldiğini ne satan biliyor ne biz biliyoruz. İsrail’den mi geliyor, hangi ülkeden geliyor, ahir zamandayız. Kendi elinizle yabani otlar toplayın, bununla ilaç yapın.


Kan vermeyin, tahlil yaptırmayın. Çünkü İslam ülkelerinde çeteler var. Tahlil için kan veriyorsunuz, bu tahlilden bütün organların, vücudun durumunu çıkarıyorlar.


Büyük kliniklerde tahlillerde doktor sizden iki şeyin tahlilini ister ama onlar bütün vücudu tahlil ederler ve sonuçları yurtdışına gönderiyorlar. Biliyorsunuz “İman Geni” bulundu, bu tahlillerde iman geni var mı yok mu bakılıyor. Ama iman geni üzerine hiçbir şey etki edemez, asla değiştirilemez.


Korunmak için, daima abdestli olmak, zikir yapmak, oruç tutmak, kan aldırmak (hacamat ve sülükler ile), haram yememek (bütün hazır gıdalar ve ilaçlar haramdır) gerek. Abdestli insanın üzerine dışardan hiçbir şey yapılamaz.


Türkiye’de her türlü gıdada şeker yerine tatlandırıcı kullanılıyor. Glikoz, fruktoz ve aroma kullanılıyor. Bunları şeytani ürünlerdir ve insan bunları hazmedemez.

Sentetik insülin kullanan insanlar çok kötü durumda. Hazır yiyecekler, TV, müzik, lazer tedavisi, ilaçlar, bütün vitaminler, homeopati ilaçları bunların hepsi insanları programlamaya yönelik, bilinçlerini ele geçirmeye yönelik kullanılıyorlar.

İngiltere’de küçük çipler üretiliyor derinin altına konuluyor. Bu çipler ile insanlar uzaktan yönetiliyor. Artık onlar insan değil, bilgisayarlaşmış robotlar, insanlıktan çıkmışlar.

Peki amaç ne; Adem’i yarattığında Allah’a, şeytan şöyle dedi: Ben onlara önlerinden, arkalarından, yukarıdan, aşağıdan, sağdan, soldan yaklaşıp yoldan çıkaracağım. Ve kıyamete kadar da bu konuda izin alıyor.

O şimdi Allah’a ispat etmeye çalışıyor, bak sen kimi bana tercih ettin demeye çalışıyor. Amaç asla insanı öldürmek değil, yoldan çıkarmak, rezil etmek, yalvartmak, kendisine muhtaç kılmak. Sizler zaten bunu yapıyorsunuz. İlaçları bol bol kullanıyorsunuz, yaptığınız işler haram, haram yiyecekler alıyorsunuz.


İnsanlar artık çikolatayı, pepsiyi seviyorum diyor. Soruyorum inciri, üzümü sevmiyor musun, hayır diyor. Bunu söyleyen büyük bir cemaatin başı. Şeytani ürünleri seviyor, cennet meyvelerini sevmiyor. Ben sizlere cennet meyvelerini sevdirmeye çalışıyorum, gül kokusunu aldırmaya, sevdirmeye çalışıyorum.

Sülükler asla size zarar veremezler. O sadece görevini yapar.

Bakıyorum kadınlar artık hep oturarak namaz kılıyor, siz kendiniz kendinizi böyle yaptınız. Yüzsüz!Allah’ın karşısında oturarak nasıl namaz kılıyorsun da utanmıyorsun?

Her şey ilaçlarla başlıyor. Bakın şeytan sizi nasıl kandırıyor. İlk aspirinler söğüt ağacından yapılıyordu ve çok şifalıydı. Sonra söğütler yetmeyince sentetik aspirin yapılmaya başlandı. Sentetik olan hiçbir şeyi vücut eritemez, bütün ilaçlar sentetiktir. İnsülin önceden domuzdan yapılıyordu, o iyileştirirdi. Artık insülün sentetik. Sentetik aspirin vücutta eklemlerde romatizma yapıyor. Anemi yapıyor. Lösemide başlangıç sebep aspirin.

Kan sulandırıcı olarak aspirin değil, limon suyu kullanın. Limon suyu her türlü iltihabı eritir, söker.

Modern tıp tedavileri ile aranızda daha iyi olan, iyileşen var mı? (Cevap yok) Beter olsun size bu yoldan dönmediğiniz sürece… Hz. Muhammed Aleyhisselam (s.a.v) dedi size üç şeyde şifa var, oruç tutmak, kan aldırmak ve dağlama, sizi dağlamadan men ettim. Lazer, kızgın, kuvvetlendirilmiş ateştir.

Midede ne problem olursa olsun 3 günlük oruçlardan sonra kan grubuna göre diyet yapın; tamam! Hiçbir problem kalmaz. Mide için açlıktan daha iyi ilaç yoktur.

Araştırma hastaneleri, insanlar üzerinde yeni nesil ilaçları (nano teknoloji ile üretilenler) deniyorlar, insanları kobay olarak kullanıyorlar.

Türkiye’ye yeni nesil ilaçlar geldi. Grip aşısı ve Hepatit B aşıları nano teknoji ile üretilmiş çiplerdir. Bunları kesinlikle olmayın, bu çipleri vücudunuza sokmayın.

Amerika’da 1999 yılında aşı yasaklandı. Büyük bir skandal oldu. Otistik çocukların sayısında % 60 artış oldu. Halk ayaklandı, araştırmalarda buna aşıların sebep olduğu anlaşıldı. Ve aşılar yasaklandı.

O aşılar Türkiye’ye yollandı. Şimdi Türkiye’de çocuklar hiperaktif, otistik doğuyor.

Midenizde hazmedilmemiş yemek bırakmayın, onu kusun mutlaka.

Hayat çok kolay; onu siz zorlaştırıyorsunuz.

Bugünkü yağların hepsi kolestorelü yükseltiyor çünkü yağ değiller, hepsi kimyasallaştırılmış. Saf sızma zeytinyağı kolestorelü yükseltmez. Zeytinyağı mübarektir.

Piyasada satılın margarin, mısırözü yağı, ayçiçeği yağı, fındık yağı bütün damarları tıkar.

Kabızlık bütün hastalıkların başı ve sebebidir. Mutlaka iyileştirmek lazım. Normal bir insan günde yediği kadar tuvalete çıkmalı. Sinameki mutlaka kullanın. Ama çay yaparak içmeyin işe yaramaz, nane gibi her yemeğin üzerine serpin. Karaciğer hasta ise kabızlık olur, karaciğeri temizlemek lazım.

Sinameki mübarek bir ottur. Hz. Muhammed Aleyhisselam (s.a.v) dört ot söylemiştir. Sinameki bunlardan biridir. Yemekten önce alınırsa kalp damarını açar, yemekten sonra alınırsa müshildir, bağırsaklara yardımcı olur. Kaynatarak çay gibi kullanmayın zararlıdır, nane gibi yemeklere kullanın. Veya bir çay kaşığı sinamekiyi suyla için.

Bitkileri kaynatarak kullanmamak gerek, çiğ veya döverek, kurutarak kullanılmalı.

Ağrı kesici asla kullanmayın, ağrıyı geçirmek mümkün değil, yasaktır, günahtır. Aldığınız ağrı kesiciler ile ağrılar geçmiyor, o bölgede ağrı bloke oluyor. Siz eninde sonunda, ama bu dünyada ama kabirde o ağrıyı çekeceksiniz. Ağrı ile vücut bağışıklık sistemine bilgi veriyor, sinyal gönderiyor. Bu bölgede sorun var diyor. Mesela kimyasal maddeler bu bölgede toplandı, bir şeyler yap diyor. Ama siz ağrı kesici alınca bağışıklık sistemine bu bilgi gitmiyor, önünü tıkıyorsunuz ve vücut tedavisine başlayamıyor.

Her hastalığa çare var. Ancak egzama, sedef, vitiligo, alaca, uyuz gibi deri hastalıklarını dışarıdan tedavi etmeye çalışmayın. Bu hastalıkları vücudun savunma sistemi kendini iç hastalıklardan korumak için yapar. Siz ilaçlarla derideki bu hastalıkları iyileştireyim derken vücudu savunmasız bırakıyorsunuz. Vücut egzama ile içerde bir hastalık oluşmaması için bir şeyleri dışarı atmaya çalışıyor, siz ilaçlar ile bu yolu tıkıyorsunuz. Kendi kendinize zulüm ediyorsunuz.

Bütün hastalıkları haram, karışık ve zararlı yemek yapıyor, başka hiçbir sorun yok. Alerjilerin hepsinin sebebi budur. Güneş alerjisi olmak diye bir şey yoktur. Polen alerjisi, alerji değildir, tıkanmış vücut o mevsimde o polenler sayesinde dışarıya bir şey atmaya çalışıyor.

(Basur, hemoroid sorulur) Basura sakın müdahale etmeyin, basur kanı ile vücut karaciğer ve dalakta birikmiş toksinleri atıyor. Basur kanaması durdurulursa siz belki kanser olursunuz. Burada yapılması gereken basuru vücuttan kesmek değil, içerideki hasta organları tedavi etmek, boşalmaktır. İçerisi tedavi olduğunda dışarıdaki hastalıkların hepsi kendiliğinden vücudu terk ederler. Çünkü onlara artık gerek kalmaz. Oruçlar, hacamat ve sülükler ile hepsi geçiyor. Burada tedavi olmuş olanlar var, onlara sorun.

Şimdilerde gençler evleniyor, birleşemiyorlar (Vajinismus). Tek sebep cinlerdir. Tedavi ise haram yememek, oruç ve hacamattır.

Bugünkü doktorlar ilim sahibi değiller. Onlar batının bilim dedikleri bilgi ile eğitim alıyorlar. Bilim ise ilim değildir. İlim sadece İslam’dadır. Sadece Allah’ın kitabında ve Resullullah’ın sünnetindedir. İslam’da her şey var. Bizler hepimiz ilim öğrenmeli ve öğretmeliyiz.

Artık deniyor ki, ben ne kadar zekiyim, kızım oğlum ne kadar zeki. Bu yanlış. Mümin akıllıdır, şeytan zekidir.

Bilim ile ilmi, akıl ile zekayı karıştırmayalım.

Siz tıbbi ilim deniyor buna aldanıyorsunuz, tıbbi ilim sadece İslam’da peygamberimizin sünneti ve Allah’ın kitabında vardır.

Allah kadını rahim için yaratmıştır, kadının erkekten tek farkı rahimdir. Kadının enerji noktası rahimdir. Rahmi alınmış kadın ölü gibidir. Rahmi alınan kadın tövbe etmeli.

Isırgan otu ve adaçağı ostrojen hormonu içerir. Kadınlar devamlı içmeli.

Bütün oruçlara niyetlenerek başlanır. Dinimizde 3 günlük açlığa izin vardır. İftar vaktinde bir yudum su iftar için yeterlidir. Hz. Muhammed Aleyhisselam (s.a.v) Hira dağında 40 gün ne yer ne içerdi. Abdulkadir Geylani hz.’leri 40 gün halvete çekildiğinde ne yer içerdi. Tamam onlar büyükler, biz onlar gibi olmayız. Ama herkes 3 günlük oruç tutabilir. 3 günlük oruçlar ile bütün hastalıkları vücut atar. Muhakkak niyet ediyoruz, niyetsiz oruç ve sağlık olmaz. Hücrenin 40 günlük rızkı vardır. Yeni doğmuş çocuğu bırakın çöle 40 gün sonra gidip canlı bulabilirsiniz.

3 günlük oruçlarda ne kadar az su içilirse vücut birikmiş depoları çözer, kullanır, zararlıları vücuttan atar.


Romatizma diye bir hastalık yoktur. Bütün hastalıkların isimleri uydurulmuş. Yapılması gereken tek şey yemekleri kan grubuna göre düzeltmek, az yemek, oruç tutmak, hacamat yaptırmaktır.

(Halsizlik ve çok uyuma hakkında sorulur) Ne kadar az yersen o kadar az uykuya ihtiyaç duyarsın. 3 günlük, 10 günlük oruç tutmuş gençler var aramızda sorun onlara.

(Bağırsak gazları hakkında sorulur) Yeni Müslüman olduğum zamanlarda ben de sürekli bağırsak gazı oluyordu. Abdestim bozulmasın diye ben onu tutuyordum. Sonra çok dua ettim bu konuda. Bir süre sonra dikkat ettim bu gazlar normal çıkması gereken yerden değil, ağızdan çıkmaya başladılar. Ağızdan çıkınca abdest bozulmuyor biliyorsunuz.

Abdest çok önemli, en büyük koruyucudur. Abdest bir mümini her şeyden korur. Şeytan da abdesti bozmak için her şeyi yapar. Gaz oluşmaması için yemeklerin arasının çok olması ve karışık yememek lazım.

Bir gün Hz. Muhammed Aleyhisselam (s.a.v.) mescide gelir, Ebu Bekir’i (r.a.) görür. “Ne yapıyorsun?” der. Ebu Bekir çok aç olduğunu söyler. Peygamberimiz “Haydi filan kişinin evine gidelim” der. Giderler kendilerine hurma ikram edilir. Sonra bir koyun kesilir, onu da yerler. Hz. Muhammed Aleyhisselam (s.a.v.) Ebu Bekir’e “Vallahi bu yediğimizin hesabı vardır. Çünkü biz hurma ile doymuştuk” der. Sizler ise sürekli bir şeyler yiyorsunuz.


Her şey zihinde, bizler utanma, hayâ hissini kaybettik. Yaptıklarımızdan utanmıyoruz artık. Hayâ, insanı her şeyden kurtarır.

Tedavi sadece peygamberimizin usulü olmalı. Yahudilerin tedavilerinden tedavi olmaz.

Çocuğu olmayanlarda kadında sorun varsa, kesin erkekte de vardır. İkisi birlikte tedavi olmalı. Birlikte oruç tutmalılar, sülükleri makata, rahim ağzına kapatmalılar. Makatta 100 tane akupunktur noktası vardır; direkt beyin ile bağlantılıdır. Yine 100 tane akupunktur noktası böbrek ve buna bağlı olarak üreme organları ile bağlıdır. Her yaşta kadın-erkek bunları yaparsa şifa bulur, örnekleri vardır.

Allah bebeği perdeli perdeli bir mekanda sır olarak yaratır. Bu bebeğin bakıcıları yıldızlardır. Kadınlar ne kadar hayâsız oluyorlar, ağrım var diye ortalığı ayağa kaldırıyorlar. Doktorlar kadın sussun diye serum veriyor. Serum ile kadına sentetik hormon verilmiş oluyor. Bu hormon rahimi patlatıyor, o zaman sezeryana mecbur kalınıyor. Her sezeryan kadın vücuduna, rahme saldırıdır. Kadının mutlaka tövbe, istiğfar etmesi gerekir.

İstatistiklere göre yurtdışında sezaryanla doğan çocukların % 70’i ileri yaşlarda şizofren oluyor. Yurtdışında zorunlu olmadıkça asla sezeryan doğum yapılmaz.

Kediler, köpekler hepsi kendileri doğum yapıyor; siz niye hastaneye gidiyorsunuz. Allah insanı hayvanlardan daha mı aciz yarattı? Kadın için doğumdan daha doğal ne var? Ne diye hastaneye gidiyorsunuz? Eskiden kadınlar evde doğum yaparlardı. Doğumu küvette, ılık suda, 150 gr. zeytinyağı içerek kolaylıkla yapabilirsiniz.

Doğum kontrol olarak spiral falan kullanmayın. Nar kabuğunu toz haline getirin, rahim ağzına koyun.

(Bir bayan lenf kanseri olduğunu, kemoterapi gördüğünü söylüyor) Kemoterapi ilacı aslında bir böcek ilacıdır. Böceği öldüren senin hem hasta hem sağlıklı hücrelerini de öldürecektir. Bana kanser teşhisi konulmuş olarak gelen hastaların % 97’si iyileşiyor. Demek ki bu hastalar gerçekten kanser değiller. Çünkü gerçek kanserin çaresi yok.

(Dinleyicilerden bir bayan laboratuarda çalıştığını söylüyor “Ben yıllarca kemoterapi gören kanser hastalarını gördüm. Ama iyileşen hiç görmedim” diyor.)

Kansere tedavi yoktur. Kanser değilse iyileşir. Kanser gerçek ise ölür ama ölümünde şereflisi gerektir. Allah yolunda ölünürse şerefli olur. Şeytana yalvara yalvara (modern tedaviler ile) ölümün nesi şerefli?

Fıtıkları oruçlar ve hacamatlar vücuttan atar.

Hormon bozukluğunu yapan kullandığınız ilaçların kendileri. Kullandığınız bütün ilaçları bırakmalısınız.

İnsanların zihniyeti artık iyice bozuldu. Doğru diye bildikleri yanlışları yapıyorlar, artık uyanmak gerek.

Aybaşının hicri ayın başında olması gerekir ve en fazla 3 gün sürmeli. Şimdi artık 7 gün, 10 gün sürüyor. Normal değil bunlar.

Bütün ambalajlı yiyeceklerde ve temizlik malzemelerinde (deterjanlar, şampuan vb.) östrojen hormonuna benzeyen bir hormon vardır. Bunları kullanıyorsunuz, o zaman vücudun hormonlarında dengesizlikler oluşuyor. Yapılması gereken yemekleri düzeltmek, ambalajlı, dışardan yemek almamak, detarjanları kullanmayı bırakmak, oruçları tutmak, hacamat yapmak lazım.